
Bir gün bir komünist güya düşünme istidadında biri, bana dedi ki:
"-İslam'ı takdir ediyorum,her şeyiyle harika..."
"-Eeee!...."
"-Ama iktisadi doktrini yok!..."
O komüniste dedim ki:
"-Sana birşey söyleyeceğim şimdi,herşeyi anlayacaksın.Tıpkı bir elmadaki erimiş lezzet gibi...İslamda bütün iktisadi dava(ama onu çözebilmek, lifini bulabilmek lazım...)maden suyunda demir gibi;bünyede erimiş olarak mevcuttur.Ne mutlu onu görebilene!...
"Beninki benim,seninki de senin!..." Bu ŞERİATTIR.
İkincisi "Seninki senin,benimki de senin!..." Bu TARİKATTIR.
Üçüncüsü:"Ne seninki senin ne benimki benim...Herşey Allah'ın.."Bu da HAKİKATTIR.
Komünist muhatabım o kadar tahassüs sahibi oldu ki,gözleri yaşla doldu.Fakat,ne inceleyen, ne soran, ne ayıklayan, ne bakan, ne eden var bu memlekette.Sadece mağrur bir cehalet.
(Dünya Bir İnkılap Bekliyor eserinden alıntı..
22.2.08
Necip Fazıl'ın bir Komuniste Cevabı
21.2.08
Her Güne Bir Ayet-i Kerime -1
(EN'AM SURESİ - AYET 39)
ilahi - Özhan Eren - Güldür Gül
Özhan Eren - Güldür Gül
Bugün ben şâhımı gördüm, çeşmi cemâli güldür gül
Gül olanın aslı güldür peygamberin nesli gül
Kusuru gül, yaşı güldür, toprağı gül, taşı güldür
Girdim şahın bahçesine, cümlesi aşı güldür gül
Asmasında gül dalları, kovanında gül balları
Ağacında gül hâlleri, servi pınarı güldür gül
Arkı akar çarkı döner, gülden değirmeni döver
Yine gülden gül üğütür, bendi ırmağı güldür gül
Gülden terâzi yaparlar, gül ile gülü tartarlar
Gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül
Açıl gel ey gonca gülüm, ağlatma şeydâ bülbülün
Bu inleyen garib dilin, âh-u efgânı güldür gül
Gel hâ gel ha gül Nesîmi, geldi yine gül mevsimi
Bu feryad bülbül sesimi, sesi feryâdı güldür gül
Bediüzzaman'In Talebesi Mahmut Çalişkan'In Hakikatli Bir Rüyasi
Mahmut Çalışkan anlatıyor: 1952 yılında çok acaib bir rüya görmüştüm.Rüyamda Stalin,üstadın oturdugu evin dış kapısından içeri girmek istiyordu. Ben,Ceylan ve Zübeyir agabeyler,üçümüz kapının arkasında,bu herifi içeri sokmamak için ugraşıyorduk. Sonra nasıl olduysa,gücümüz kafi gelmemişti. Stalin bizi iterek,dış kapıdan içeri girdi. Bu sırada üstad elinde bir keserle merdivenden aşagı iniyordu. Biz endişe içindeydik. Stalinle üstad aşagı merdiven sahanlıgında karşılaşmışlardı. Stalin,yukarıya üstadın oturdugu mevkiye gitmek istiyor,üstad onu bırakmıyordu.Tam bu sırada üstad elindeki keserle Stalinin kafasına vurmaya başlamıştı. Stalin içeriye giremeden,orada düşüb geberdi. Ben heyecanla rüyadan uyandım.
Ertesi günü bu rüyayı Zübeyir agabeye anlattım. O da Üstada anlatmış,Üstadımız beni çagırmıştı. Zübeyir agabey gelerek;Kardaşım,gel,Üstad seni istiyor,dedi. Beraber üstada gittik.Üstad:Gel Mahmut kardaşım,gel nasıl gördün rüyayı,anlat!dedi. Ben gördügüm gibi anlattım. Üstad hayretle:Fesübhanallah!dedi. Sonra rüyayı yorumladı:Bu,risale-i Nurun ve İslâmiyetin komunizme galib gelmesidir. İnşaallah muvaffak olacagız.
Rüyayı gördügüm gece Stalin beyin kanamasından gebermişti. Ölümünü on-on beş gün kadar gizlemişlerdi. Gazetelerden okudugum kadarıyla,herifin ölüm günü ile rüyam aynı gün cereyan etmişti.
Son Şahidler. Necmettin Şahiner
20.2.08
MUHABBET - Şiir
Muhabbet güneş gibi pencereni aç ona
Her şey anlam kazansın; gönüller muhtaç ona..
Muhabbettir varlığın mayası usâresi
Muhabbetli kalplerin başka ne sermayesi?.
Ömür bize emanet sahibi alır bir gün
Muhabbetsiz kalplere her gün yeni bir sürgün.
Dünya fani, baki Hû..tükenecek nefesler
Muhabbet yoksa eğer manasız bütün sesler
Muhabbet için çıksa seferlere yiğitler
Asûde limanlarda hitam bulsa gelgitler
Muhabbet ırmağında bir damla su olsaydık
Susayan gönüllere akıp akıp dolsaydık
Bülbül gibi gezseydik muhabbet dağlarında
Şakıyarak uçsaydık hoş sada bağlarında
Muhabbetle bîkarar, sisli efkâr dağılır
Heybeler hayat dolar sonsuz ışık sağılır
Bilirim muhabbetle çözülür bilmeceler
Gönül çelen manayı bulur bütün heceler
Yürekler volkan gibi muhabbeti anacak
Yokuşta susayanlar visaliyle kanacak
Ey muhabbet kaynağı, Enîs i dil.. Sevgili
Muhabbet deryasında nadide gül..Sevgili
Üstad Namazı, vaktinde ve huşu içinde kılardı...
Üstadımız, namazı çok huşu içinde kılardı. Sûreleri okurken tane tane okurdu. Namaza dururken, tam huzura vardığında, niyet ederken, 'Allahü Ekber' dediği zaman, bizler arkasında korkardık. Mübalağa olmasın, ahşap bina sarsılırdı. "Üstadımız namaz vaktinde çok dikkat ederdi. Namazı vaktinde kılardı. Meselâ, Isparta'dan çıktığımızda, Emirdağ'a beş dakika sonra varacak olsak bile, Üstadımız saate bakar, kış, fırtına olsa beklemez, hemen namazı vaktinde kılardı. Kırlarda olsun, yolculukta olsun, namazı vaktin evvelinde kılardı. Bu mevzuda şöyle buyuruyor:
"Namazı vaktinde kılmanın ne derece tükenmez, uhrevî bir sermaye olduğu anlaşılıyor ki, her namaz vaktinde âlem-i İslâm denilen muazzam camide, yüz milyondan fazla cemaat-ı kübra namaz kılıyor. O cemaatte herbir adam umum cemaate dua ediyor. "İhdine's-sırata'l-müstakim' (Bizi doğru yola hidayet eyle) diyor. Herbiri umum cemaate hem şefaatçi, hem duacı olur."O vakit, namaza iştirak etmeyen hissesine alamaz. Kaynayan mirî ve askerî kazanına karavanasını götürmeyen, tayinatını alamadığı gibi, cemaat-ı kübrânın mânevî matbahında kaynayan, mânevî erzakını alamaz. Belki namaza iştirakle o cemaatın ordusuna iştirak etmiş olmakla ve dualarına amin demek olan namazı vaktinde kılmakla alabilir."
[alinti]


